selenintech@hotmail.com

Bil Bakalım Sen Kimsin?

Kokoloji, Waseda ve Rissho Üniversitelerinde psikoloji profesörü olan Isamu Saito ve Tadahiko Nagao tarafından geliştirilmiş bir tür kendini keşfetme oyunudur. Kelimenin kaynağı, Japonca akıl ve ruh manalarına gelen kokorodan gelmektedir.

Şubat 2006 itibarıyla Türkçeye de çevrilmiş bu isimle bir kitap da bulunmaktadır.

Kokoloji, Isamu Saito ve Tadahiko Nagao tarafından geliştirilen, temel psikolojik gerçeklere dayanarak hazırlanmış bir tür kendini keşfetme oyunu. Kokoloji, ailelerin, ev partilerinin, yalnızlıkların, potansiyel ilişkilerin, seyahatlerin en eğlenceli, en faydalı oyunu olmaya aday. Bilinmeyene hazır mısın? Kokoloji’de aklınıza ilk gelen şeyi fazla irdelemeden söylemek önemli. Doğru ya da yanlış cevap yok. Arkadaşlarla toplanıp oynamak, yalnız oynamaktan daha eğlenceli. Sakin olun, çok düşünmeyin ve dürüst cevaplar verin. İnanın çıkan sonuçlara siz de çok şaşıracaksınız.

Aşağıda birkaç değişik oyun var deneyebileceğiniz. Cevapları tahmin etmeye çalışmayın ve kendinize karşı dürüst olun. Haydi başlayalım…

Soru 1:

Haftalık popüler bir dergi alarak eve geldiniz. Derginin içindekileri hangi sıraya göre okursunuz?

a. Birinci sayfadan sonuncu sayfaya kadar düzenli bir şekilde okursunuz.

b. Hemen sizi ilgilendireceğini bildiğiniz konulara geçer ve sadece onları okursunuz.

c. Sayfaları rastgele çevirir ve ilginizi çeken şeyleri okursunuz.

d. Derginin formatı değişmediği için konuları her zaman bu dergiyi okurken okuduğunuz sırada okursunuz.

Yanıt:

Dergi, insan deneyimlerinin toplandığı bir antoloji gibidir ve sizin o dergiyi okuma tarzınız seçimlerin çeşitliliği karşısında nasıl davrandığınızı gösterir. Özellikle okuma zamanınızı nasıl değerlendirdiğiniz kaynaklarınızı, paranızı nasıl kullandığınızı betimler.

a. Parasının her kuruşunun nerede olduğunu ve nereye harcandığını bilen birisiniz. Kişisel bütçenizle sürekli meşgul olduğunuzdan değil, sadece her şeyin nerede durduğunu bildiğiniz zaman kendinizi daha rahat hissediyorsunuz. Bir şey kaybetmekten nefret ettiğiniz için tüm hesaplarınızı düzenli tutuyor, borcunuzu ve alacağınızı biliyorsunuz.

b. Para cebinizde durunca sanki size batıyor. Eğer paranız varsa canınız ne isterse aklınıza ne gelirse onun için harcıyorsunuz. Son kuruşunuzu harcarken de gelecek ay belki de bir hesap açarak para biriktirmeye başlamayı düşünüyorsunuz. Eğer biraz para biriktirebildiyseniz de bunu en yakın bankamatikten çekmeniz beklenmedik bir şey değil.

c. Siz kendinizi tutumlu olarak tanımlıyorsunuz. Bazıları buna cimri diyebilir. Aslında siz paranızı boş şeylere harcamıyorsunuz ya da kaynaklarınızı ziyan etmiyorsunuz, kara günler için saklamayı tercih ediyorsunuz. Aniden bir şey almak ya da kredi kartlarınızı borca sokmak gibi huylarınız yok ama kesenin ağzını biraz açmayı denemeniz iyi olabilir.

d. Hayatınızdaki olası değişikliklere karşın siz harcama alışkanlıklarınızı asla değiştirmiyorsunuz. Eğer büyük ikramiyeyi kazansanız, indirim dükkanlarından alışveriş alışkanlığından vazgeçmeniz zor olacağı gibi tam tersine eğer parasızlık çekiyorsanız da hala marka giysiler almakta direniyor olabilirsiniz. Siz para kaprisleri ile uğraşacak yapıda biri değilsiniz, en iyisi bu işlerden anlayan birisinden destek alın.

Soru 2:

Külkedisi masalının sizi en çok etkileyen sahnesi hangisidir?

a. Üvey annesinin elinden eziyet çeken Külkedisinin hali

b. İyilik perisi tarafından güzel bir prensese çevrilen Külkedisi

c. Sarayın merdivenlerinde saat gece yarısını vurduğunda camdan ayakkabısını düşüren Külkedisi

d. Prensin Külkedisini bulduğu ve camdan ayakkabıyı ayağına giydirdiği sahne

Yanıt:

Seçtiğiniz sahne sizin kişiliğinizdeki en zayıf noktayı veya en büyük kusuru simgelemektedir.

a. Külkedisi yerleri ovarken üvey annesi ve üvey kardeşleri tarafından sürekli taciz edilmesi güçlü acıma duyguları uyandırır. Ancak, acımanın altında büyüklük ve gurur duyguları vardır. Bu sahneyi kendinizi birisinden üstün görmenizi sağladığı için hatırlıyorsunuz. Başkalarına şefkatli, acıyan gözlerle ve yukarılardan bir yerden bakmak iyi bir özelliktir ama onlara daima tepeden bakmayı alışkanlık haline getirmeyin.

b. Sihirli değneğinin bir hareketi ile iyilik perisi, Külkedisini büyülü bir prensese çevirir ve dünyasını tamamen değiştirir. Ama burada gerçek dünyada işler hiç de o kadar kolay değildir. Sizin en büyük hatanız gerçek hayattaki sorunları görmezden gelmeniz ve plansızlığınız. Burada, yarattığınız sorunlardan sizi kurtarmak için sihirli değneğini sallayacak bir iyilik perisi olmadığını unutuyorsunuz.

c. Bu sahne, sizin üzerinizde büyük bir etki yarattı. Çünkü sizin başkalarına muhtaç yanınıza hitap etti. Kendinizi, saat on ikiyi vurduğu zaman koşarak kaçarken ve arkanızda sadece sorunlar ve cevaplanmamış sorular bırakırken görebilirsiniz. Kısa vadede arkanızda bıraktıklarınızı daima başkalarının temizlemesini beklemek kolay görünebilir ama günün birinde gerçeklerle yüzleşmeniz gerekecektir.

d. Hemen herkes mutlu sonlara bayılır ve siz de bu konuda çoğunluğa dahilsiniz. İşte sizin sorununuz da burada. Basit, normal ve sıradan şeylerle çok kolay mutlu olabiliyorsunuz. Hayattan tek beklediğiniz sıradan bir iş, aile, arkadaşlar, çocuklar…Sizi özgün yapan özelliklerinizi keşfetmek için biraz daha fazla gayret göstermeniz gerekebilir. Öyle hissetmiyor olsanız da, unutmayın siz özelsiniz.

Soru 3:

Küçük bir balina izleme gemisinin güvertesindesiniz. Dört bir yanınız mavi okyanusla çevrili. Derinliklerin gizemli yaratıklarını izlemek için küpeşteden eğildiğinizde tuzlu sular yüzünüzü ıslattı. Ve işte o anda bir balina ailesi size yakın bir noktada su yüzüne çıktı.

Aşağıdakilerden hangisi bu aileyi en iyi tanımlar?

a. Devasa annesinin peşi sıra yüzen küçük bir bebek balina

b. Annesinin karnına sokulan bir bebek balina

c. Bebekleri ile yüzen anne ve baba balinalar

d. Su püskürterek kendi başına yüzen bir bebek balina

Yanıt:

Bu senaryoda, balinaların arasındaki ilişki tanımınız sizin kendi annenizle olan ilişkinizin duygusal tanımıdır.

a. Sizin hayatınızda annenizin rolü inanılmaz derecede önemlidir. Yetişkin olmanıza karşın davranışlarınız ve düşünceleriniz annenizden etkilenmektedir. Birazcık ana kuzusu olmaktan kurtulmanız ve yeni bir bağımsızlık seviyesi için çalışmanız yerinde olur.

b. Fiziksel şefkat görmeye çok gereksinim duyuyorsunuz. İnsan sıcaklığını istemek doğal bir gereksinimdir ama siz buna diğerlerinden daha fazla muhtaçsınız.

c. Anne ve babanızın rollerini eşit olarak takdir ediyorsunuz (Baba, bu tür hayali resimlerde genellikle unutulan bir figürdür). Çocukken ev hayatınız büyük bir olasılıkla mutlu ve güvenliydi. Bu da hayata karşı dengeli bir bakış açısı geliştirmenize yardımcı oldu.

d. Kişisel özgürlüğünüzü elde etmişsiniz ve bir birey olarak gelişmişsiniz. Ama kimi zaman kendiniz olmaktaki ısrarınız sizin hırslı, inatçı ya da bencil olarak algılanmanıza neden oluyor. Bu kadar bireysel olmamaya özen gösterin, yoksa çevrenizdeki insanlara yabancılaşabilirsiniz.

Soru 4:

Fırtına çıktı. Aniden bastıran sağanakta yürüyorsunuz. Son sürat koşsanız bile gideceğiniz yere beş dakika uzaklıktasınız. Aşağıdakilerden hangisini yaparsınız?

a. Büyük bir ağaç bulup yağmur dinene kadar altında beklerim.

b. Yağmurun ne kadar süreceğini bilemiyorum, bu yüzden gideceğim yere kadar koşarım.

c. Şemsiyesini paylaşabileceğim biri ya da şemsiye alabileceğim bir dükkan olup olmadığına bakarım.

d. Çantamda daima katlanabilir bir şemsiye taşırım, onu kullanırım.

Yanıt:

Fırtına hayattaki beklenmedik, kontrol edilemeyen güçleri temsil eder. Yanıtlarınız, sevdiğiniz bir arkadaşınızla tartıştığınızda nasıl davranacağınızı simgeler.

a. Siz aranızdaki sorunları halletmeden önce karşı tarafın öfkesinin dinmesini bekleyenlerdensiniz. Onların istedikleri kadar bağırıp çağırıp içlerini boşaltmalarını izlersiniz, sonra da kendi bakış açınızı soğukkanlılıkla sunarsınız. Bazıları bunu akıllıca bulurken, bazıları sinsice bulabilir.

b. İçinizdekilerin hepsini döktüğünüz sürece kavganın sonunun ne olacağı umrunuzda değil. Sizce siz haklısınız ve tartışılacak bir şey yok. Sizin taktikleriniz arasında alma-verme yok. Eğer karşınızdaki öfkelenirse, siz daha çok öfkeleniyorsunuz. Eğer karşınızdaki bağırırsa, siz haykırıyorsunuz. Bu sizi tartışmak için çok uygun bir insan yapmasa da en azında nerede durduğunuzu anlamak çok kolay.

c. Karşıtlıklar ve tartışmalar size göre değil, bu nedenle kavga çıktığında bile siz daima karşı tarafı sakinleştirmeye çalışıyorsunuz. Ama ne yazık ki bu davranış bazen işleri daha da kötüleştirir. Zaman zaman durup fırtınayı göğüslemelisiniz.

d. Her suçlamaya verecek bir cevabınız, her yanlışınıza bir özrünüz olduğunu düşünüyorsunuz. Size göre bir tartışma, atışma yeteneğinizi bilediğiniz bir gösteri. Ama bu tavrınız başkalarına kaypak, sahte ve bunaltıcı geliyor. Büyük olasılıkla bunun için de bir açıklamanız vardır.

Soru 5:

Mahkeme salonunda geçen bir filmde aktörsünüz. Aşağıdakilerden hangisini oynardınız?

a. Avukat

b. Dedektif

c. Suçlu

d. Şahit

Yanıt:

Aktör, sizin sosyal kişiliğinizi ve dış dünyayı karşılayan yüzünüzü simgeler. Oynadığınız rol, bir kriz durumunda ne tepki verdiğinizi anlatır.

a. Ateş altında daima soğukkanlısınız ve sizi terlerken görmek zor. Fakat çok gergin durumlarda ortaya çıkan bir başka yüzünüz daha var. Kısıtlamaları unutacak kadar ateşli, ve gerekirse patlamaya hazır bir savaşçı. Bu soğukkanlılık ve ateşlilik sizi en umutsuz durumlarda bile düzlüğe çıkarıyor.

b. Karmaşa ve karışıklık sizi etkilemiyor. Başkaları kendilerini kaybettiğinde bile siz sakin kafayla düşünebiliyorsunuz. Çevrenizdekiler bu özelliğinize saygı duyuyor ve zorda kaldıkları zaman sizden yardım istiyorlar.

c. İlk bakışta güçlü ve umursamaz görünüyorsunuz ama aslında savaşları sonuna kadar götürmek için gerekli olan şey sizde yok. İşler zorlaşınca, kaygılanmakla vakit kaybediyor, sorunları çözmek yerine kendinizi yargılamaya başlıyorsunuz. Sizin için yapılacak en iyi şey, olayları daha pratik yoldan çözümleyebilen birisiyle ortaklık kurmaktır.

d. Her durumda uyumlu ve yardımsever olarak görünseniz de başkalarını memnun etmek için gösterdiğiniz fazla çaba sizi de bir dert kaynağı haline getiriyor. Herkesle her zaman geçinmek uğruna tutarsız ve hatta güvenilmeyecek birisi haline geliyorsunuz. Yaptıklarınızın başkalarını mutlu ya da mutsuz edip etmediğinden sürekli endişe duymayı bırakmalısınız. Kendinizi ispatlamanız gereken tek kişi kendinizsiniz.

Soru 6:

Masanızın üstünde bitmemiş işler dolu. İş arkadaşlarınız çoktan evlerine gitmişler. Saate bakıyorsunuz, o da size bakıp gülüyor. İçinizde gittikçe ağırlaşan bir duyguyla, işleriniz acaba hiç bitmeyecek mi diye düşünüyorsunuz. Profesör dünyanın en sıkıcı konusu hakkındaki üç saatlik derste anlatıyor da anlatıyor. Defterinizde karalama yapmak için hiç boş yer kalmadı ve dersin daha sadece yarım saati geçti. Zamanın içinde donduğunuzu hissediyorsunuz. Beklemek kimi zaman herhangi bir anlık acıdan çok daha özel bir tür işkencedir. Can sıkıntısı ve bunalma bir araya geldiğinde en sağlam insanı bile paniğe uğratabilir. İlk yolculuğumuz bizi sonsuzluk ile yüz yüze getirecek. Kendinizi hazırlamak için bir dakika bekleyin ve uçsuz bucaksız bir çöle girin. 1. Hiç sonu yokmuş gibi görünen ıssız ve geniş bir çölde bir deveye binmiş gidiyorsunuz. Yorgunluktan bitap düşene kadar deveyi sürdünüz. Sizi taşıyan deveye hangi sözcükleri söylersiniz? 2.tam susuzluktan öleceğinizi düşünürken önünüzde çok güzel bir vaha göründü. Ama birisi sizden önce oraya varmış. Bu diğer yolcu kimdir? Tanıdığınız birinin adını verin. 3.Çölde zaman çok yavaş geçiyor ve uzaktan bir kasabanın ışıkları görünene kadar sanki asırlar geçti. Nihayet varacağınız yere geldiniz. Yolculuğunuzun sonuna geldiğinizde neler hissediyorsunuz? 4. Uzun zamandır üzerinde ilerlediğiniz deveyle ayrılma zamanı geldi. Deveden inerken yeni bir sürücü geliyor ve sizin kalktığınız eyere oturuyor. Yeni binici kimdir? Hayatınızdaki bir başka kişiyi seçiniz. Yanıt:

Buradaki çöl ve deve, kişisel bağımsızlık yolculuğunu sembolize eder. Tam olarak söylemek gerekirse bu senaryo sizin sevgilinizden ayrılmanız durumundaki duygularınızı açığa çıkarır. Cevaplarınız yollarınızı ayırma vakti geldiğinde nasıl tepki vereceğinizi gösterir.

1.Deveye söylediğiniz sözcükler aşkın bittiğini fark ettiğinizde kendi kendinize söyleyebileceğiniz şeylerdir. Şöyle cesaret verici sözler mi söylediniz: ‘Bir şekilde başaracağız!’ ya da ‘Merak etme, bu sonsuza kadar böyle gidemez.’ Yoksa karamsar bir havanız mı vardı? ‘Kaybolduk, hiç umut yok, sanırım burada öleceğiz?’ 2.Psikoloji terminolojisinde vaha, kişinin sorunlarını çözmesini sembolize eder. Burada karşılaştığınız kişi sizi rahatlatmış, size yardım etmiş ya da ileride ihtiyacınız olduğunda yardımını isteyebileceğiniz birisi olabilir.

3.Yolculuğun sonunda vardığınız kasaba kırık kalbiniz iyileştiğinde duygularınızın yeniden yola girmesini sembolize eder. Kasabaya vardığınızda hissettikleriniz, biten aşkınız hakkındaki gerçek hislerinizdir.

4.Yeni binici sizin gizlice rekabet, kıskançlık hisleri beslediğiniz; ya da için için kızdığınız birisidir. İsmini verdiğiniz bu kişi aşkta bir rakibiniz mi yoksa bir zamanlar kalbinizi kırmış olan birisi mi?

Soru 7:

Bir gün bir mavi kuş aniden camınızdan içeriye giriyor ve dışarıya çıkamıyor. Bu yolunu şaşırmış kuşta sizi çeken bir şey var. Onu beslemeye karar veriyorsunuz. Ama ertesi gün kuşun rengi sizi şaşkınlığa düşürerek maviden sarıya dönüşüyor! Bu özel kuş, ertesi gün gene renk değiştiriyor. Üçüncü günün sabahında parlak bir kırmızı ve dördüncü gün tamamen siyah oluyor. Beşinci gün uyandığınızda kuşun rengi nedir?

1. Renk değiştirmiyor, siyah kalıyor.

2. İlk rengi olan maviye dönüyor.

3. Beyaz oluyor.

4. Altın rengi oluyor.

Yanıt:

Uçup odanıza giren kuş, ‘iyi şans’ı sembolize ediyor. Ama o da ne! Aniden renk değiştirmesi, bu mutluluğun uzun sürmeyeceği konusunda sizi endişelendiriyor. Göstereceğiniz tepki, gerçek hayattaki zorluklar ve belirsizlikler karşısında nasıl davranacağınız konusunda bize ipucu veriyor.

1. Kuşun renk değiştirmeyeceğini, siyah kalacağını söyleyenler karamsarlardır: Durum bir kez kötüye gidince, bir daha asla düzelmeyeceğini ve daima öyle kalacağını düşünüyorsunuz, değil mi? Neden? Eğer bu en kötü durumsa, bundan daha kötüsü olamaz ki! Unutmayın, dinmeyen yağmur yoktur.

2. Kuşun yeniden maviye döndüğünü söyleyenler iyimserlerdir: ‘Hayat, iyi ve kötünün bileşimidir.’ diyorsunuz ve şanssızlığı soğukkanlılıkla kabulleniyorsunuz. Olayları kendi akışına bırakıyorsunuz. Şanssızlığın dalgalarında debelenmek yerine, onunla yolculuk edebiliyorsunuz .

3. Kuşun beyaza döndüğünü söyleyenler, baskı altındayken dahi, sakin ve kararlı davranabilenlerdir: ‘Doğru ya da yanlış, bu benim kararım.’ diyebiliyorsunuz. En feci zamanlarda bile, karamsarlığa kapılmıyorsunuz. Durum çok kötüleşirse, gereksiz bir üzüntünün bataklığına gömülmeden kayıplarınızı bir kenara atıyor, amacınız için kendinize yeni bir yol seçiyorsunuz.

4. Kuşun altın rengine döndüğünü söyleyenler korkusuzlardır: Siz ‘baskı’ nedir bilmiyorsunuz. Size göre her kötü durum bir fırsat. Ancak sonsuz güveninizin sizi gafil avlamasına izin vermeyin. ‘Korkusuz’ ve ‘çok cesur’ arasındaki çizgi çok incedir.

Soru 8:

Derin bir mağarada kayboldunuz ve uzayıp giden, bir labirenti hatırlatan koridorlarda dolanıyorsunuz. Yukarıya çıkan yolu bulmaya çalışırken bir yarasa uçarak gelip kulağınıza bir şey fısıldıyor.

Bu gizemli yaratık size hangisini söyledi?

a. Çıkışın nerede olduğunu biliyorum.

b. Sana yolu göstereyim.

c. Aramaya devam et.

d. Buradan asla çıkamayacaksın.

Yanıt:

Yarasanın size söyledikleri, zor zamanlarda başkalarına nasıl yardımcı olduğunuzu simgeler.

a. Burnunu her şeye sokan, her şeyi bilen birisi gibi olmak eğilimindesiniz. Başkalarına hemen tavsiyede bulunuyorsunuz ama bazen hiç gerek yokken de yardım etmeye çalışıyorsunuz. Bu da sizin müdahaleci biri gibi görünmenize sebep oluyor.

b. Kocaman kalbiniz ve asla bencil olmayışınız başkalarına örnek oluyor. İnsanlar sizdeki gücü ve şefkati hissediyor. Bir sorunları olduğunda size gelebileceklerini bilmek onları rahatlatıyor.

c. Başkalarına karşı, onların özeline olan saygınızdan dolayı uzak duruyorsunuz. Yardımcı olmak istemediğinizden değil ama sorunlarını kendi başlarına çözmeleri için onları cesaretlendirmiş oluyorsunuz.

d. Yere düşmüş biri gördüğünüzde içinizden ilk gelen şey tekmelemek. Başkalarının kötü durumlarından az da olsa keyif almak doğal olabilir ama bu bir bahane değildir. Bu davranış, arkadaşlarınızla olan ilişkinizi etkileyebilir. Dikkat edin!

Soru 9:

Patlayan bir volkanı seyredebileceğiniz bir yerde duruyorsunuz. Aşağıdakilerden hangisi bu manzarayı seyrederken düşündüklerinizi açıklıyor?

a. Belki de bu, dünyayı mahvettiğimiz için bir uyarıdır.

b. Sanırım içerdeki basınç çok fazlalaşmıştı.

c. Üff ne görüntü ama! Çok etkileyici!

d. Patlamak bu şeylerin doğasında var. Nedir yani?

Yanıt:

Volkan hakkındaki düşünceleriniz, bir üstünüzün öfkesine göstereceğiniz tepkiyi betimler.

a. Başkalarının öfkesine sebep olduğunuzda bunun farkında oluyorsunuz ve suçu kabullenmeye hazırsınız. Bu duyarlılık ve olgun davranış, sorunları halletmenize de yardımcı oluyor.

b. Herhangi bir sorunun suçunu hemen bir başkasının omuzlarına yüklüyorsunuz. Eğer yanlış bir şey yaptığınızın farkında olsanız, zaten yapmazdınız değil mi?

c. Eleştiriye ve bu tür dışavurumlara olumlu bakabiliyorsunuz ama bunun anlamı onlara aldırmamanız değil. Bu olumlu görüntü üstleriniz tarafından uzun vadede takdir topluyor.

d. Acımasız eleştiriler sizi etkilemiyor, büyük olasılıkla onları dinlemediğiniz için. Bu elbette stresinizi azaltmada etkilidir. Ama bu yüzden hatalarınızdan ders alamıyorsunuz. Belki de bu seslere kulak vermek size farklı bir bakış açısı kazandırabilir.

Soru 10:

Ülkede bir canavar ortalığı kasıp kavuruyor, korku saçıyor ve durdurulamıyor. Üstelik size doğru geliyor. Canavar öfkeyle dolu ve onunla konuşmanın ya da ikna etmenin imkanı yok. Ama neden bu kadar öfkeli?

a. Karnı aç ve yemek bulmak için avlanıyor.

b. Kaybettiği sevgilisini arıyor.

c. Çok çirkin olduğu için çok mutsuz.

d. Tüm dünyaya öfkeli

Yanıt:

Bu canavar, kişiliğinizin karanlık yanını temsil etmektedir.

a. Öfkeli canavar kendi iştahınıza açtığınız savaşa tepki vermektedir. Son zamanlarda bir diyetle mi güreşiyorsunuz? Karnınız boşken kafanızı çalıştırmak zordur. Ama ölçülü olmakta da fayda vardır.

b. Belki de romantik anlamda sorunlar yaşıyorsunuz şu sıralar. Ama unutmayın her aşkta inişli çıkışlı dönemler olacaktır.

c. Kendi görüntünüzden bir şekilde memnun olmayabilirsiniz. Ama bu dünyanın bizi algılama şeklini de negatif olarak etkileyebilir. Sevilmek için ilk adım aynaya baktığınızda gördüğünüzü sevmekle başlar.

d. Bu cevabı seçenler karamsarlardır. Sizin için bardağın yarısı hep boş, üstelik suyun tadı kötü. Düzeltilebilecek yanlışlar bulmak iyidir ama hep şikayet ederek dünyayı değiştiremezsiniz. Bu enerjiyi olumluya doğru kullanmak için bir yol bulmaya çalışmalısın

Kaynakça: Kokoloji-Isamu Saito /Tadahiko Nagao

Satın almak isterseniz:

http://www.dr.com.tr/Kitap/Kokoloji-3/Tadahiko-Nagao/Hobi/Oyun-Kitaplari-Oyun/urunno=0000000696250

share post :

Leave a Reply