selenintech@hotmail.com

Şamanizm Nedir?

Şamanizm ilkel kavimlerde görülen, ruhlarla insanlar arasında aracılık yaptığı ve hastaları iyileştirme gücüne sahip olduğu kabul edilen Şamanlar çevresinde yoğunlaşan inanç sistemidir. Ata ruhlarına ve doğa varlıklarına tapınmaya dayanan en eski inanç sistemidir. Türklerin, Moğolların ve Asya göçebelerinin eski dinidir. İnançlarına göre bir yanda gökyüzünü mesken tutmuş iyilik Tanrıları, bir yanda yeraltının karanlığına gömülmüş kötülük Tanrılarının ve ağaçta, taşta, dağda, suda, ateşte, ayda, güneşte uyuyan ruhların varlığına inanırlar. Şamanlar, bu Tanrı ve ruhlarla insanlar arasında aracılık yapan kişilerdir. Eski Türklerde iyi ruh “Ülgen“, kötü ruh “Erlik” diye adlandırılmıştır. “Ülgen” aynı zamanda iyi ruhların başında bulunan, onlara emir veren bir Tanrıdır. Tanrı ve en büyük semavi ruh, semanın en üst tabakasında bulunan insan şeklinde bir varlık olarak tasavvur edilmiştir.

Şamanizm yüzyıllar boyunca birçok toplumun yaşayışını, kültürünü derinden etkilemiş ve tek tanrılı dinlerin geçiş döneminde yok olmadan günlük rutinlerimizde yerini alarak yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Hiç fark etmeden yaptığımız hareketler, bizim için önemini düşünmeden kullandığımız sayılar, renkler, iyilik ya da kötülük kavramlarımızın birçoğu işte bu kültürden mirastır aslında.

Ağaçlara dilek çaputu bağlamak, türbeye ziyareti ve bırakılan nesneler: Ağaçlara, taşlara, su kaynaklarının etrafına bez bağlamak Şamanizm’de önemli bir ritüeldir. Gökteki Tanrılara beyaz, Yer-Su ruhlarına kırmızı, yeraltı Tanrılarına ve ruhlarına ise siyah bez parçaları kullanılıyordu. Bu yolla, Tanrılara dilek ve isteklerini ilettiklerine inanıyorlardı.

Tahtaya 3 kere tıklatmak: Göçebe bir toplum olan eski Türkler, daha önce girmedikleri yabancı ormanlara girerken, orada bulunan kötü ruhları kovmak için ağaçlara vurup bağırarak gürültü çıkarırlarmış. Bu davranış aynı zamanda doğa ruhlarına kötü olayları haber verip, onlardan korunma dilemek amaçlıdır.

Mevlid okunan evin köşelerine gül suyu ya da koku serpmek ve tütsü yakmak: En eski Şaman geleneklerinden olan kötü ruhların uzaklaştırılması, kötülüğün dağılması amacıyla yapılan bu uygulama günümüzde de evin köşelerine yapılmak suretiyle uygulanmaktadır.

40 – 52 – 7 gibi rakamların önemi: Bu sayılar Şaman dininde kutsal kabul edilirdi. Türk toplumlarında ölünün arkasından yapılan gelenekler ya da anlatılan hikayelerde genelde hep bu sayılar kullanılmaktadır. ( 7 uyuyanlar, 40 ı çıkmak, 52 si gelmek, 40 haramiler, 40 erenler vb.)

Nazar boncuğu takmak: Eski Türklerde nazar kötü enerji anlamına gelirdi. Nazar boncuğu takmanın ilk etapta dikkati üzerine çekmek suretiyle kötü enerjiyi dağıttığına inanılırdı

Kurşun dökmek: Şamanizm’de kötü ruhları dağıtmak için yapılan “Kut dökme” uygulamasının günümüz versiyonudur. Kötü şansı yok etmek için yapılır.

Kaynakça: http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/742/9466.pdf

Fotoğraf hakları https://www.theguardian.com/world/gallery/2018/jun/29/mongolias-shamanic-rituals-in-pictures

share post :
  • Nurullah Gürbüzer Ağustos 20, 2018 at 3:56 pm

    Samanizm insanın doğa ile birlikte ve bütünleşik olduğunu, canlı cansız her varlığın ruhunun olduğunu ve insanların bundan ayrı olmadığını düşünen bir sistemdir. Zaman içinde insanların davranışları ile birikerek sistemlesmis ve toplumumuzun onca değişimine rağmen pek çok yönden hala tetikleyen gizli bir etki olarak varlığını sürdürmektedir. Geçenlerde okuduğum bahadir beyin bir yazisi Şamanizmi daha iyi anlatabilir sanırım.

    anadolu dağlarında hala yaşayan…

    köyümüzde bir kadın vardı, “kutmulu” derlerdi. kutmu bir kumaş cinsi, taa genç kızken gelinliği mi nedir, kutmudanmış da, kutmulu demişler adına, öyle kalmış. biz pirliğini biliriz, 80-90 yaşlarındaydı. geçenlerde vefat etmiş.

    vefat etmiş ya, bizim bir akrabayı çağırmış ölmeden evvel. “oğlum” demiş, “beni yaylaya bir elet (götür) hele.” götürmüş bizimki.

    teyzem önce pınardan su içmiş, sonra helalleşmiş. “pınar, çok suyunu içtim, hakkını helal et.” sonra varmış yaylanın ulu ağacının altına, ağacı okşamış, “ağaç” demiş, “gölgende çok oturdum, hakkını helal et.” taşa dönmüş, “senin üstünde çok türkü çığırdım, hakkını helal et.”

    yayladan gelene kadar her taşla, kuşla, ağaçla, çiçekle böyle helalleşti diyor. en son evine gelmişler, hayır dua edip yollamış. ertesi gün de ölüyor işte.

    akrabam bunu anlattığında, aklıma roux’nun türk tasviri geldi. evet, asya bozkırındaki şaman dedenin torunları, müslüman olsalar da bugün hala kesecekleri hayvanı önce okşarlar. “seni yemek zorundayım, affet bizi” der gibi. hatta gerçekten af dileyen olur.

    işte bugün tahtacı türkmenleri hala kestiği ağaca teşekkür ediyor, dua ediyor, ondan af diliyor. https://www.dailymotion.com/video/x5ojnre

    dağ ile, taş ile, ağaç ile helalleşen bir kültürün varisi olduğum için çok mutluyum.

  • Leave a Reply