selenintech@hotmail.com

Sapyoseksüellik

Sapyoseksüel; akıllı veya zeki sözcüğünün latincesi olan “sapien” ile “sexualis” kelimelerinin birleşmesinden oluşan, zekâyı en önemli tahrik edici unsur olarak gören kişilere verilen ad.

Yaşadığımız çağ gereği artık erkekler ailelerine bakmak için avlanmak, odun kırmak, ateş yakmak gibi atraksiyonlara girmek zorunda değiller. Hatta öyle bir zamanda yaşıyoruz ki artık kas kuvvetinden çok zekâmız ile hayatta kalıyoruz. Yani daha kuvvetli olanın evlatlarına daha iyi bakacağını düşünen ilkel benliğimiz devre dışı kalıyor ve işte tam olarak burada şu kavram devreye giriyor: “Sapyoseksüellik”.

“Ben onun aklını seviyorum.” diyen illa ki bir iki kişi duymuş, etrafımızda birbirine yakıştıramadığımız, birlikteliklerini anlamlandıramadığımız çiftler olmuştur.

Örneğin, Marilyn Monroe ile dönemin entelektüel yazarı Arthur Miller’ın unutulmaz aşkı ‘sapyoseksüel’ kavramına örnek olabilir.

Arthur Miller, tam olarak sapyoseksüellerin etkileneceği özelliklere sahip olduğu için ‘Dünyanın en güzel kadını’ olarak bilinen Marilyn Monroe’nun, Miller’e âşık olma nedeninin sapyoseksüellik olduğu düşünülüyor.

Sapyoseksüeller ayrıntıcıdırlar, özgüven onlar için önemlidir ve birlikte geçirilen zamanın kalitesi, karşıdakinin onun üzerinde entelektüel bir üstünlüğe sahip olması gibi istekleri vardır.

Bir sapyoseksüele ilgi duyuyorsanız işiniz zor… Eğer kitapları en son ilkokulda öğretmen zoruyla okuyanlardansanız bu sevdadan vazgeçin derim. Çünkü kendilerine bir şey katmadıkları bir ilişkiye olan ilgileri çok çabuk yok olan sapyoseksüeller sizin için iyi bir sevgili olmayacaktır.

Klinik psikolog Mila Cahue, tüm bu süreçlerin karmaşıklığını şöyle özetlemektedir: “Güçlü bir zihinsel unsur var. Birini niçin arzuladığımıza işaret eden katı kurallar yok. Genetik faktörlerden duygusal nedenlere kadar birçok şey söz konusu.”

Tüm bu verilerden yola çıkarak insan ilişkilerinin karmaşıklığını bir kez daha gözler önüne seriyor ve hepimize düşünecek bir nokta daha veren bu kavramın klinik açıdan değerlendirilmesi gereken bir olguya dönüşüp dönüşmeyeceğini merakla bekliyorum…

share post :
  • salvador dali Şubat 9, 2018 at 10:18 pm

    Homo Sapiens’i okuduğunu düşündürdü. Peki şöyle bir soru akıllarımıza gelebilir mi, 50 yıl sonra insan görünümünde yapay zekalı robotlara aşık olma ihtimalimiz kaç ?
    Barış özcanı takip etmeni öneririm,
    ayrıca tatlı tariflerinde şeker kullanmaman ve tam buğday unu kullanman dikkatleri çekiyor. diyabet hastaları için güzel duruyor.

    • selen demir Şubat 10, 2018 at 12:02 am

      Benim fikrimce gayet yüksek bir ihtimal.Sonuçta yapay zekalar bizi bizden iyi tanıyor artık.Neleri sevdiğimizi veri bilimi kullanarak öğrenebilir ve bize ona göre şeyler sunabilir.Barış Özcan’ı yakından takip ediyorum.Evet diyabet hastaları ve sağlıklı yaşamı benimseyen insanlara yardımcı olmak amacım teşekkürler.

    Leave a Reply