selenintech@hotmail.com

Senin Rutinin

Kendini başka işlerle avutmaya çalıştığın bir günün daha sonundasın. Uyandın, kitabını okudun, filmini izledin. Belki sevdiğin insanlarla vakit geçirdin. Dışarı çıktın, sokaklarda dolaştın, sahilde yürüdün, ama nihayet 365 günden eksilen bir günün daha sonuna geldin baksana! Peki günün nasıl bitti? Kandırabilmiş misin kendini? Vakit geçirmişsin ama aklın, kalbin ondan geçmeden yola devam edebilmiş mi? Sanmıyorum. Kendine acı çektirmek değil bu. Kendini ezmekse hiç değil. Sevdiğini içinde yaşatmak, onu rutinine katmak, onsuz yapamamak… Tüm umutlarının yıkıldığı o masada o çaresiz bakışını gördükten sonra, o bakış olmadan yaşayamayacağını anlamış olmalısın zaten. Kitap okurken mesela, o sayfada belirecek o bakış. Ya da bir film izlerken başroldeki adamın yüzünde o çaresizliği göreceksin. Belki de bir arkadaşınla sohbet ederken aklında canlanacak o sahne ve yine o bakış. O yüz, gözlerinin önüne her geldiğinde gözyaşlarını ittirecek ve boğazında bir yumru haline gelecek. İşte senin rutinin bu. Üzülme ya da zamanla geçecek demeyeceğim sana. Sadece alışacaksın diyebilirim. Onu her gördüğünde, görmezden gelmeye çalıştığın derinlerdeki o hisse alışacaksın. Her şeyin normalmiş gibi devam etmesine içinde yaşadığın depremlere alışacaksın. Paramparça olmaya alışacaksın. Çünkü bu senin hayatının bir parçası. Çünkü bu senin rutinin.

Buse Ataç

share post :

Leave a Reply