selenintech@hotmail.com

Unutulmaya Yüz Tutmuş Kelimeler

Türkçe, dünyanın en eski ve en köklü dilleri arasındadır. Orta Asya’da doğmuş, yüzyıllar boyunca evrilmiş ve göç yolları boyunca dünyanın birçok coğrafyasına yayılmıştır. Bizim şu anda kullandığımız Batı Türkçesinin üçüncü ve son devresidir. 1908 Meşrutiyeti ile başlayan ve günümüzde de varlığını sürdüren bir yazı dilidir.

Bizler gün geçtikçe ve teknoloji ilerledikçe her işin kolayına kaçıyoruz. Kullandığımız kelimelerin derdimizi en kısa şekilde anlatması bizim için yeterli oluyor. Bu yüzden eski kelimelerin o anlam derinliğini, kulağa hoş gelen, ruhumuzu okşayan tınısını unutuyoruz. Bu yazımda, tozlu raflarda unuttuğumuz o güzelim kelimelerin bazılarının tozlarını üfleyerek sizlere sunacağım…

1. Müteşekkir: Teşekkür etme durumunda olan.

Zahmetinden dolayı kendisine çok müteşekkirim. -M. Kaplan.

2. Hasut: 1.Kıskanç. 2.Cimri. 3.Görgüsüz

Bu hasutların dedikodularına inanmak caiz mi? -P. Safa.

3. Namütenahi: 1. Sonsuz, ucu bucağı olmayan. 2. Sonsuz, ucu bucağı olmayan bir biçimde

Öğleye yakın bu sis dağılınca gökyüzü namütenahi açılıyordu. -S. F. Abasıyanık.

4. Cılgısız:1.Oyunbozan, mızıkçı. 2.Terbiyesiz. 3. Çapkın. 4. Yaramaz

5. Babayani: Gösterişi ve özentisi olmayan. Görmüş geçirmiş. Ağırbaşlı.

Padişah bakmış, babayani, hırpani bir derviş. Ne gelir ki böylesinin elinden? -E. Şafak.

6. Harfendaz: Onur kırıcı söz söyleyen.

7. Ehvenişer: Kötü olanların içinde iyisi.

‘Ehven-i şer, şerlerin en kötüsüdür!’- M. K. Atatürk

8. Zeyrek: Anlayışlı, uyanık, zeki.

9. Fırkıtmak : 1. Kırıtmak, cilve yapmak, kırıtarak yürümek. 2. Cilve amacıyla küsmek.

10. Mahlas: Gerçek isim yerine kullanılan takma ad.

11. Meyus: 1. Üzgün. 2. Karamsar.

Gözlerde meyus bir sükûtun bütün esrarı ağlıyordu. -A. H. Müftüoğlu.

Odaya girince Remzi’yi şaşkın ve meyus bir hâlde gördüm.” -M. Ş. Esendal.

12. Sirayet: 1. Hastalık başkalarına geçme, bulaşma. 2.Yayılma, dağılma.

Yapılan muayene neticesinde, hastalığın kimseye sirayetine meydan verilmeyecektir. -S. F. Abasıyanık.

Vehbi’nin bu şüphesi büyüklere sirayete başladı, çocuk bu fırtınada başka köye gitmiş olamaz.-R. N. Güntekin.

13.Muvazene: 1. Denge. 2. Dengeleme. Denkliğini ölçme.

Ruh muvazenesi yalpalamaya başlayınca nesil ahengi kaybolmaya yüz tutar ve şimdiki manzara doğar. -N. F. Kısakürek

Kaynakça : Türk Dil Kurumu

share post :

Leave a Reply